Dijital Medya Platformu

Sembolik Din Dili’ne Dair Eleştirel Bir Analiz -1

0 495

Sembol bir şeye göndermede bulunur; ancak tek bir şeye indirgenemez.

Hadi Rauf Felsefe / Yazar

Bu makalede Tillich’in din dilinin sembolik olduğuna dair geliştirdiği iddialar değerledirilip kritik edilmektedir. Sembolik ifadelere dayalı din dilinin değerinin ve bilgi verici niteliğinin olup olmadığı kritiğimizin ana konusunu oluşturmaktadır. Makale dört evreden oluşan bir düzen üzerine kuruludur. Birinci evrede, sembol kavramına ve dini sembol kavramına odaklanılmaktadır. İkinci evrede, Tillich’in sembol-işaret ayrımına, bu ayrımın çelişkilerine ve Tillich’in ‘Bizzat-Varlık’ ya da ‘Tanrı’ kavramının sembolik olup olmadığı ( non-symbolic or symbolic)  ve Bizzat-Varlık’ ya da ‘Tanrı’ kavramının içerdiği çelişkiler değerlendirilmektedir. Üçüncü evre olan sonuç evresinde ise Tillich’e dair kritiğin her iki evresiyle de ilgili hükümler özetlenerek nihai bir değerlendirmeye varılmaktadır.

İlk evreden başlayarak sembolü tanımlamak gerekirse genel olarak tüm işaret, alamet, nişan ve belirtilerle kastedilen şeyleri içine alan sembol, geniş anlamda ele alındığında, kendi dışındaki bir şeye karşılık olmak üzere akla getirilen herhangi bir şey olarak tanımlanmaktadır. Yani, bir şey kendi dışındaki bir gerçekliği temsil ediyorsa veya onun yerine geçiyorsa sembol sayılmaktadır.[1] Wach’a göre; sembol, biri somut parça öteki tinsel geçeklik düzeni olmak üzere iki ayrı parçayı spontan ve daimi olarak bağlamaya ve bir araya getirmeye işaret eder.[2] Durand’a göre, sembol, bir şeyi diğer formda tasavvur etmektir. Sembol görünmez olan şeyi bir formda görme işidir.[3] Kısaca sembol, görülmeyen ve görünmez olan şeyin kavramsal ve görsel temsilidir.[4]

Dini sembolizm ise  Jeffner tarafından kapsamlı bir biçimde, “teistik bir ifadenin nesnel karşılığının gerçek dünyada olduğunu kabul eden ve dilin kuramsal sanatsal ve değerle ilgili unsurlarını birleştiren bir tarz” [5] olarak tanımlanmaktadır. Sembolün değeri, kendisini açığa çıkarma yeteneğiyle, basit ve anlamlı bir bütünün içine kendisini sıkıştırmayla, kolaylıkla kavrama ve muhafaza etme gücüyle, davranışı ve inancı şekillendiren bir merkez olmasıyla ortaya çıkar.[6] Sembolün ve dinî sembolün en önemli özelliklerinden biri, onun çok anlamlı oluşudur. Bu nedenle sembol, nihaî bir nedene indirgenen bir etkiyle özdeşleştirilemez. Dini sembol, kendisinin ötesinde bir gerçekliğe işaret eden güce iştirak ederek, kendisini anlaşılabilir bir duruma getirir. Bir işaret ve görüntünün ötesine geçmeye çalışır.

Sembol bir şeye göndermede bulunur; ancak tek bir şeye indirgenemez. Çünkü sembolün sembol olarak cisimleşmesinden önceki zemini  oldukça belirsiz ve anlaşılması zordur.[7] Bundan dolayı din dilindeki sembolizm bu bağlam içerisinden gelişerek ortaya çıkmaktadır.

Sembolizm dinde açık ve önemli bir rol oynamaktadır. Bütün ibadet süreçleri sembollerin kullanımı ile ilgili olup, ibadetin organizasyonu sembolik öğelerin artışıyla oluşmaktadır.[8] Dolayısıyla dini iddiaların anlaşılması, dini dilindeki sembollerin anlamının açıklığa kavuşturulmasına bağlı bir durum olmaktadır. Böylece sembolizm, dini prensipleri işlenmesine kapı aralamaktadır.

 Makalenin ikinci evresine geçerken, dini sembolleri öteki sembollerden ayırmaya çalışan Tillich, ilkin sembol ve işaret arasındaki ayrımı belirginleştirmeye girişmektedir. Tillich’e göre “semboller, “mahiyetleri gereği temsil ettikleri şeyin yerine geçtikleri halde, işaretler kendilerinin ötesinde başka bir şeyi gösterirler. Sözgelimi herhangi bir trafik işareti taşıt ve yayaların belirli yer ve zamanlarda nasıl hareket etmeleri gerektiğini gösterir. Kavşaklardaki kırmızı ışıkla araba ya da yayaların durması arasında asli hiçbir bağlantı yoktur. Bunlar anlamlarını ulusal ve / uluslararası uylaşımlar yoluyla elde eder. Bu yüzden, bunları çeşitli maksat ve anlaşmalarımıza uygun düşecek şekilde değiştirmemiz mümkündür. Buna karşılık semboller temsil ettikleri gerçeğe iştirak(participate) ederler. Dolayısıyla isteğe bağlı olarak değiştirilmeleri kolay kolay mümkün değildir.”[9] “İşaretler, işaret ettikleri şeyin gerçekliğine ve gücüne hiçbir surette iştirak etmez. Örneğin yazıldığı şekliyle alfabenin harflerinden “A” yazıldığı şekliyle veya “R” işaret ettikleri sese iştirak (participation) etmezler. Buna karşılık, bayrak temsil ettiği ve sembolü olduğu kralın veya milletin gücüne iştirak (participation) eder.”[10]  “Semboller gerçekliğin başka türlü biz kapalı kalan düzeylerini açar. Sembol genel  isteğe bağlı olarak meydana getirilmezler. Bunlar birey ve toplumda farkında olunmadan doğarlar ve varlığın bilinçsiz boyutu tarafından kabul edilmeden de herhangi bir fonksiyon icra ederler.”[11]

Paul Tillich’in geliştirdiği sembol-işaret ayrımına ilişkin ifadelerde bir takım tutarsızlıklar içermenin yanında belirsizlikler olduğu da görülmektedir. Tillich dini dile dair iddiaları bu ayrım üzere geliştiğinden, dini sembollerin açıklanması belirsizliğe bırakılmaktadır. Heywood’a göre; “Tillich çalışmalarının hiçbir yerinde “gerçekliğe iştirak” ya da “anlamın gücüne iştirak” gibi kavramları açıklamamaktadır.”[12] Tillich eleştirmenlerinden G.Weigel’e göre, “Bir sembolde bir işarettir ama basit bir anlamda işaret değildir. İşaret, işaret ettiği gerçeklikten, işaret ettiğinden daha fazla pay almaktadır. Yeşil işareti, yolun varlığından tamamen yalıtıldığı için yol kavşağındaki yeşil işaret, yolun açıldığına işarettir. Açık yol ve yeşil ışık sadece uydurma(mythical) amaçlı bitiştirilmiştir. Ya da yangın olayında, duman, yangını tamamlayan bir bileşendir. Böylece duman, yangının sembolüne dönüşmektedir.” [13] Weigel, Tillich’i sembol ve işaret ayrımını gündelik dilde verdiği örnek üzerinden yine gündelik örnek bir kullanımla iştirakin uydurulmuş olabileceği iddiasıyla eleştirmektedir.

Tillich’i sembol-işaret ayrımını “iştirak” üzerinden eleştirenler arasında Alston, Hick ve Rowe’a göre, iştirakin anlamının açıklığa kavuşturulmaması Tillich’in sembol-işaret ayrımına dair hakiki anlamda bilgi vermemektedir. Bu bağlamda Dreisbach’a göre, “Bir sözcüğün bir nesneye nasıl iştirak edeceği belirsizdir. “İnek” sözcüğünün “manda”ya iştiraki ya da “İ” harfinin “İnek” sözcüğüne iştirakinin ne şekilde gerçekleştiği müphem kalmaktadır.”[14]

Diğer bir yandan Macquarrie de ‘sembol’ sözcüğünün problemli bir sözcük olduğunu, sembol ve işaret arasında bir ayrımın yapılamayacağını söylemektedir. Örneğin, “Bulutlar yağmurun işaretidir” ile “Bulutlar, yağmurun hem işareti hem de sembolüdür” cümleleri arasında ayrım yapılamamaktadır.[15] Geniş anlamda sembol, başka bir şeyi temsil eden herhangi bir şey olarak tanımlanabilmektedir. Macquarrie, Bevan’i izleyerek, bilgi ileten ve bilgi iletmeyen semboller arasında ayrım yapmaktadır. “Matematiksel ve mantıksal semboller keyfi olarak uzlaşılmış sembollerdir. Asıl problemli görünen sembol türü daha çok “kırmızı kurdele” üzerinden verilen şu örnekte görülebilir. “Kırmızı kurdele bir konuğa dair semboldür”  Bu örnekte sembol ile sembolize ettiği şey arasında  içsel bir ilişki yoktur. Tillich’in işaret olarak adlandırdığı semboller sadece uzlaşımsaldır. İçsel sembolde, sembolle sembolize ettiği şey arasında içsel bir bağ vardır.  Örneğin, ‘güvercin’ sembolü üzerinde, “kırmız kurdele” örneği üzerinde keyfi bakımdan daha çok uzlaşılmıştır. “Güvercin barış eylemlerinin sembolüdür” Kabul etmek gerekirse bu tür semboller kendilerini keyfi uzlaşımlardan ayırt eden ve bilgilendirici olan tarihsel ilişkilerden geliştirilmişlerdir.[16]

Ömrünü dini sembolizme adayan Macquarrie , din dilinde ana ilgi odağı içsel semboller olan su, ışık, çarmıh, vs. üzerinde yoğunlaşmaktadır. Macquarrie’a göre bu içsel semboller arasında takribi evrensel kullanım düzeyi, temelde kendini yorumlama, belirli bir toplumun tarihine bağlı görünme ve toplumu anlamak için belirli bir bilgiyi gerektirme gibi bir ayrım çizilebilir. Örneğin, çarmıh, İsa’nın gerilmesiyle ilişkilendirildiği için Hristiyan dünyasında Tanrı’nın Sevgi’sinin dini bir sembolü olarak kullanılmaktadır. Bunun Hristiyan toplumunun inancından ve İsa’dan ayrı olarak ele alınması, çarmıhın bu şekilde anlaşılmasına neden olmamaktadır. Macquarrie’ insan varlığı ile sembol ve işaret arasında bağlantı kurarak egzistansiyel bir tepki vermektedir. Örneğin, Su bizi temizler, Bu nedenle daima sembolik bakımdan temizleyici olarak görülebilir.(Vaftizm ayininde olduğu gibi) [17] Macquarrie’de dini sembolün egzistansiyel yorumu Tillich’in yorumlarıyla eşdeğer düzeydedir. Fakat Macquarrie, sembol ve işaret arasındaki bağlantıyı bu bağlamda ele alarak, Tillich’in değindiği sembol ve işaret arasındaki kutuplaşmayı ortadan kaldırmaktadır.

Tillich, Systematic Theology’sinde  Tillich, Tanrı’yı ya doğaüstü bir varlık ya da tabiatın bizzat kendisi şeklinde  ifade  eden  anlayışları  reddederek  Tanrı’nın,  teizmin  anladığı  anlamda  bir  “varlık”  olmadığını  iddia  etmektedir.  Ona  göre  Tanrı,  bütün  var  olanların  yaratıcı  temelidir.  Tanrı,  “Bizzat Varlık”,  “Varlığın  gücü”,  “Oluşun temeli”  ve  “teizmin  Tanrısı’nın  üzerindeki Tanrı” olarak adlandırılır. [18] Bizzat-Varlık Tillich’in Tanrı için kullandığı temel bir terimdir. Tillich’e göre Bizzat Varlık’a sadece semboller aracılığıyla, uzaysal ve mekânsal dünyanın bölümleriyle ve görünümleriyle, Bizzat-Varlık’a iştirak ederek sınırsızın tecrübesi üzerinden erişilebilir.[19] Bu yüzden, Bizzat-Varlık kavramının Tillich’te ne anlama geldiğini inceledikten sonra Bizzat-Varlık kavramını  kritize etmenin imkanı artacaktır.

Dipnotlar:

[1] Turan Koç, Din Dili, İz Yayıncılık, 3.Baskı, İstanbul, 2012 , s.90

[2] Aliye Çınar, Varoluşçu Teoloji-Paul Tillich’te Din Ve Sembol, İz Yayıncılık, İstanbul, 2007 s.208

[3] A.g.e., s.208

[4] Vernon H. Kooy, “Symbol, Symbolism,” The Interpreter’s Dictionary of the Bible, vol. 4 (New York: Abingdon Press, 1962), s. 472

[5] Turan Koç, Din Dili, İz Yayıncılık, 3.Baskı, İstanbul, 2012 , s.90

[6] Vernon H. Kooy, “Symbol, Symbolism,” The Interpreter’s Dictionary of the Bible, vol. 4 (New York: Abingdon Press, 1962), s. 472

[7] Aliye Çınar,Varoluşçu Teoloji-Paul Tillich’te Din Ve Sembol, İz Yayıncılık, İstanbul, 2007 s.208

[8] J. Heywood Thomas , Religious Language as Symbolism Religious Studies, Cambridge University Press Vol. 1, No. 1 (Oct., 1965), s.90

[9] Turan Koç, Din Dili, İz Yayıncılık, 3.Baskı, İstanbul, 2012 , s.91

[10] Peterson vd. Din Felsefe Seçme Metinler, “Sembolik(Remzi) Olarak Dini Dil – Paul Tillich”, Çev.Rahim Acar Küre Yayınları,İstanbul, 2013 s.528

[11] Turan Koç, Din Dili, İz Yayıncılık, 3.Baskı, İstanbul, 2012 , s.91

[12] J. Heywood Thomas , Religious Language as Symbolism Religious Studies, Cambridge University Press Vol.1, No. 1 (Oct., 1965), s.90

[13]A.g.e., s.91

[14] Gert Hummel  and Dorris Lax, Being Versus Word in Paul Tillich’s Theology,Conference Publication , Donald F. Dreisbach ,Being and Symbol,Symbol and Word(içinde) Published by Walter de Gruyter & Co in January 1999. s 155

[15] http://jakedoesrevision.blogspot.com/2013/05/a2-religious-studies-religious-language.html

[16] Eugene Thomas Long ,John Macquarrie on Language, Being, and God, The Review of Metaphysics, Vol. 30, No. 2 (Dec., 1976), s. 266-267

[17] Ag.e., s.267

[18] Ruhattin Yazoğlu, Paul Tıllıch’in Tanrı Anlayışı, Atatürk Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 22, Erzurum, 2004 S.1

[19] Hastings v.d The Oxford companion to christian thought, Oxford university press, 2000, s. 595

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku