Dijital Medya Platformu

MARDİN ARTUKLU MELİKLERİ TARİHİ YAZI DİZİSİ-2

0 1.652

Mardin'in köklü ve derin tarihi...

Yusuf Metin Yardımcı Eğitimci / Yazar

ÖNSÖZ

             Yeryüzü; binlerce yıllık zaman dilimlerinde birçok uygarlıklara tanıknolmuştur. Bunlardan çoğu, belki hiç eser bırakmadan gitmiş, bazısı da izdüşümlerini asırlar sonrasına, günümüze kadar ulaştırmışlardır. Mardin de, tarihi yönüyle dünyada ender görülebilecek yerlerden biridir. Farklı medeniyetlere beşik olan bu görkemli kent, hiç kuşku yok ki varlık ve şöhretini, İslâm kültür ve anlayışıyla kökleştirmiş, sürekli kılmıştır.

             Bu muhteşem ve harikulade kentimizi, ülke ve dünya gündeminde canlı ve aktüel kılan, şüphesiz vaktiyle bu topraklar üzerinde hâkimiyet kuran; Artukoğullarıdır. Hangi köşeye, hangi mıntıkaya giderseniz gidin, onlardan birçok iz bulursunuz. Üç yüz yıldan fazla Mardin’de hüküm süren Artukî hanedanı; çoğunlukla düzenleyici, toparlayıcı, geliştirici ümran faaliyetleriyle göze çarpar. Onlar sahip oldukları bu toprakları, yiyip-içip sömürmediler. Bilimsel, tarımsal, endüstriyel birçok sahada atılımlar gösterdiler.

             İslâm âlemine karşı girişilen Haçlı seferlerine göğüslerini siper ederek, diğer Müslüman ülke bey ve hükümdarlarıyla bir araya gelip,Müslüman yurdunu korumada kanlarını döktüler. Böylelikle cihan çapında başarılara imzalarını atarak, tarihe yön verdiler.Onlar öğrenime çok önem veriyorlardı. Muzafferiye, Hatuniyye,Hüsamiyye gibi inşa ettirdikleri; Doğunun en büyük ve en ihtişamlı medreselerinde, zamanın en iyi öğretici ve eğiticilerini görevlendirdiler.Konu ilim olunca; hiç bir masraftan kaçınmıyorlardı. Öğrenci ve öğretmenlerinin maddi ihtiyaçlarını kurdukları vakfiyelerle karşılıyorlar,bilim dışında başka işlerle zaman yitirmesinler diye, her türlü imkânı sağlıyorlardı.Bu medreselerde sanılmasın ki, sadece dini bilgiler veriliyordu. En seçkin müderrislerin gözetiminde; felsefe ve özellikle mantık, matematik,astronomi, o güne göre yabancı dil, mimarlık, hendese gibi köklü dersler okutuluyordu. Müfredat programları; gerçekçi ve çağının ihtiyaçlarına göreydi.

             Elbette ki; her şey teorik düzeyde değildi. Öğrenilen her şey,kazanılan her bilgi pratiğe dökülüyordu. Akarsuyu olmayan Mardin Kalesi ve civarında, farklı tekniklerle su buluyorlar, bunların yollarını inşa ediyorlar; örtmeler, eyvanlar ve benzerleriyle koruma altına alıp, insanlarınyararına sunuyorlardı. Su yollarına metrelerce mesafede, kayaları bile delerek kuyular açıyorlar, çöken ve su akışına engel teşkil eden mâniaları temizlettiriyorlardı.Manevi eğitime eğilimli olanlar için ise, zaviyeler yaptırmışlardı.Mistik (sufiyâne) anlamda bunlara ahlaki değerler öğretiliyor, nefsi arındırma yolları reel ve İslâmi yöntemlerle kazandırılıyordu. Buralar yalanın- dolanın, şirretliğin ve ukalâlığın uğramadığı mümtaz yuvalardı.Gerek medrese, gerek zaviye ve camiler mutlaka bol suyakavuşturulup, yeşillendirilirdi. Sıralı ve sade olarak oluşturulmuş öğrenciodalarında; zeki, çalışkan, yetenekli kişiler barındırılırdı. Zoraki icazet verilmezdi.

             Meydana getirilmiş bağlar, bahçeler, kasırların benzeri yoktu.Bunlardan zamanımıza kalanları, hâlâ hayranlıkla seyrederiz.İşte bize o günlerden söz eden, Mardin Artuklu Hükümdarlarınıkonu edinen bir eser, 1537 senesinde Kâtip Ferdî tarafından özlü ve kısaolarak, edebi tarzda yazılmıştır.Merhum Diyarbakırlı Ali Emirî 1875 senesinde Mardin’e genç bir delikanlı iken geldiğinde, bu eseri bulup kopyasını çıkarıyor. Daha on yediyaşlarında iken başardığı bu iş, yaklaşık kırk yıl sonra tamamlanıyor. Eser birçok düzeltme ve ilâvelerle; M:1913 yılında, Dersaadet (İstanbul) “Kader”Matbaasında baskıya veriliyor.Osmanlıca olarak yazılmış ve tabedilmiş bu eser; “Mardin Mülûki Artukiyye Tarihi ve Kitâbeleri vesâir Vesâiki Mühimme” adıyla okuyucuya sunulmuştur.Biz bunu “Mardin Artuklu Melikleri Tarihi” olarak çevirdik. Eser;edebi bir dil içerdiğinden, elden geldiğince sadeleştirmede o yapıyı ve espriyi bozmamaya özen gösterdik. Manzumelerin okuyucu tarafından daha rahat anlaşılabilmesi için ise, kitabın sonuna bir sözlük hazırlayıp, ekledik.Müellifin yer yer mübalağalı ve esprili bir dil kullanmış olması,olaylardan ibretler çıkarıp öğütler vermesi, yapıtın bir çırpıda okunmasını sağlayacak tatlılıktadır.

             Ayrıca kitabın sonunu tarihi mekân fotoğraflarıyla donatmamız,okuyucuyu farklı bir atmosfere götürecektir. Bu kitap aynı zamanda Mardin’i tanıtacak; “Kılavuz Kitap” hüviyeti de göstermektedir. Bu kadim ve mümtaz şehrimize karşı vefa borcumuzu, inşallah ileride az bilinen, hatta hiç bilinmeyenleri de ortaya çıkarmakla, ödemeye devam edeceğiz.

 

Yusuf Metin YARDIMCI

1 Nisan 2006- Mardin

 

 

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku