Dijital Medya Platformu

VAHİYDEN KÜLTÜRE…

0 55

           

Elbette ki Müslüman’ın yaşamında mezhebin de yeri var ve gereklidir. Ama hiçbir zaman dinin yerine geçmemelidir

Lütfü Günlüoğlu


Elbette ki Müslüman’ın yaşamında mezhebin de yeri var ve gereklidir. Ama hiçbir zaman dinin yerine geçmemelidir.

            Hz. Peygamberin vefatından kısa bir süre sonra mezhepler oluştu. Mezhepler ile birlikte doğal olarak insanların örf, adet ve gelenekleri de devam etti. Ve asıl tehlike ortaya çıktı; artık dini alan ile mezhebi yorumlar ve gelenekler birbiriyle karıştırılmaya başlandı. Maalesef bu durumda ne günümüz Müslümanları, nede geçmiş Müslümanlar rahatsız olmadılar.

            Gerçek şu ki, örf, adet, gelenek ve mezhebi yorumlar asla din değildir, dinin yerini tutamaz. Mezhepler din muamelesi görürse dinin ve özellikle Kuran’ın otoritesi sarsılır, tartışılmaya başlanır.

            Bugün İslam âleminin her tarafında yaşanan din; mezhep yâda kültür esaslıdır. Dinin devre dışı bırakıldığı ve dikkate alınmadığı bir anlayış baş gösterdi.  

            Bir başka gerçek de şu: bir kısım sözde din âlimleri insanlara Allah’ın kitabını öğreteceklerine, dinin saf kaynağı olan vahiy ile buluşturacaklarına mezheplerin görüşlerini anlattılar. Bu durum zamanla mezheplerin din olarak algılanmasına neden oldu. Elbette ki Müslüman’ın yaşamında mezhebin de yeri var ve gereklidir. Ama hiçbir zaman dinin yerine geçmemelidir.

            Hz. Peygamber hayatta iken dahi vahyin dışında karşılaştığı sorunların çözümü için ashabıyla istişare eder, sonra karar verirdi. Ama vahiy olduğu zaman herkese itaat etmek düşer. Yani Allah resulü (as) sorunları hep istişare ile çözerdi. Ancak o çözümlerin bir kısmı şartlara özgü idi ve zamanla değişmeye mahkûmdu.

            Gerek Hz. peygamberin hayatında, gerekse diğer asırlarda insanların büyük bir bölümü atalarından devraldıkları yaşam tarzlarını devam ettirmişlerdir. Bu yaşamlarının dine uygunluğunu hiçbir zaman araştırmadılar. Ataların dinine/geleneklerine uymayı gerekli gördüler. Kuran onların bu tutumunu birçok yerde yermiştir:

            Ne zaman onlara: “Allah’ın indirdiklerine uyun” denilse, onlar: “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız” derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara:170)

            Şu iki hususu asla unutmamalıyız:

            BİR: Hiçbir mezhep din değildir, kutsal değildir. Sadece din âlimlerinin yorumundan ibarettir. Her zaman da değişmeye mahkûmdur.

            İKİ: Müslüman bu mezhep yorumlarından kendisine uygun olan fetvayı seçebilir, seçebilmelidir. Sadece bir mezhebin yorumunu esas almak, kabul etmek hayatı zorlaştırır. Bu konuda bağlayıcı bir hüküm de bulunmamaktadır.  Aksi halde zamanla bilerek yâda bilmeyerek o mezhebi dinileştirir.

            Yazımı bir Allah dostunun veciz ve anlamlı duasıyla bitirmek istiyorum:

            “Ya rabbi adetlerimizin dinileşmesinden, dinimizin de adetleşmesinden sana sığınırım”

 

 

 

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku