Dijital Medya Platformu
Banner Before Header

MARDİN’İN VEFA VE ŞİFA SİMGESİ DR. VAHAP DİZDAROĞLU

0 97

MARDİN’İN VEFA VE ŞİFA SİMGESİ DR. VAHAP DİZDAROĞLU

M.Beşir Ayanoğlu

Mardin’de üçyoldan aşağı indiğiniz zaman, insan gruplarının Dr. Vahap Dizdaroğlu’nun ya muayehanesine doğru gittiklerini ve oradan bir grubun çıktığını görürdünüz.
Başı ağrıyan, mide şikayeti olan, böbreklerinden rahatsız olan kısaca bütün şifa arayanların başvurduğu hekimdi Vahap Dizdaroğlu.

Müşfik tavrı, babacan yaklaşımı ile hastalar üzerinde pozitif bir etki bırakır ve hastanın iyileşme istidadı kendi muayehanesinde başlardı.

Sabahın erken saatlerinden köyden, yakın ilçelerden gelip sıra alıp muayene olmayı bekleyen onlarca yüzlerce hastası olurdu. Köyden gelen hastaları memnuniyetlerinin bir ifadesi olarak yumurta, yoğurt, peynir hatta hindi hediyeler getirenler bile oluyordu.
En önemli mesele de sırada bekleyip sıranın kendisine gelen hastanın muayene olabilme imkanını yakalamasıydı. Sırası gelen odaya ilk girdiğinde müşfik ve merhametli bir tavır ile karşılaşırdı. Çok detaylı ve stetoskop ile yapılan muayene sonrası ilk ağızdan dökülen sözler ile hasta ve hasta yakınları rahat nefes alır ve verilen reçetede ki ilaçlar hemen alınır ve şifa bulunurdu.

Öyle bir hekimliği vardı ki bazı hastalar kendi hastalığına benzeyen diğer hastalara Dr. Vahap Dizdaroğlu’nun yazdığı reçeteyi verir o hasta olan Vahap Dizdaroğlu’na gitmeden o reçeteyi Şeyhmus Eczacıdan alıp şifayı bulurdu. Öyle bir güven vardı ona ve mesleki tecrübesine karşı.

Vahap Dizdaroğlu’nun hekim olarak başka bir özelliği fazla ilaç yazmadan veya sadece bir iki ilaç ile hastalarını tedavi etmesiydi. İlaçların her ne kadar tedavi etme özelliği varsa da diğer yan etkilerden koruma konusunda duyarlılığı vardı. Çoğu hastanın tahlillerini kendi muayenesinde yapar, mikroskopla dokuları incelerdi. Hastanın ilk girişinde ten ve göz renginden düçar olduğu hastalığı hemen teşhis ederdi.

Dr. Vahap Dizdaroğlu meslek yaşantısında binlerce hastayı tedavi ettiği aşikardır. Tabi geniş bir insan kitlesine hitap eden böylesi bir hekimin aynı zamanda sosyolojik olarak da halkın üzerinde derin etkiler bıraktığı da açıktır. Bu sebepledir kendisi dört dönem TBMM’de Mardin milletvekili sıfatıyla temsil etmiştir.
İlk dönem vekiliğini daha 32 yaşındayken 1957’lerde
yapmıştır. Meclisin en genç vekili sıfatıyla Mardin’i temsil etmiştir.

Siyaset üstü bir kimliği vardı. Herkese eşit mesafede, sıcak ve samimi yaklaşımı vardı. Vatandaşlar sorunlarının çözümü için sayın Dizdaroğlu’na hemen ulaşabiliyordu. Belediye başkanı, milletvekili olmak isteyenler onun destek ve referansını alırlardı.

15 Eylül 1923 yılında, Mardin’de dünyaya gelen sayın Dizdaroğlu ilkokulu Cumhuriyet İlkokulunda okuduktan sonra Mardin Ortaokulunu bitirmiş, o dönem de Mardin’de lise olmadıgından İstanbul Haydarpaşa Lisesinde eğitimini devam ettirmiş, idolü olan Mardin’in efsane hekimi Dr. Yahya Sümer gibi hekim olmak istemişti. Bu çerçeve de İstanbul Üniversitesinde, tıp tahsilini yapmış ve 1947 yılında 23 yaşında gencecik bir doktor olarak memleketi Mardin’de hekimlik mesleğine başlamıştır.
Kendi evlerinde üst katta annesi ile oturup, evin alt kısmında hekimlik muayenehanesini açarak hekimlik mesleğine başlamıştır.

En büyük sevdası ve hayali olan Dr. Yahya beyin kızı Süheyla hanımefendi ile evlilik yapma isteği olan Dizdaroğlu, 1956 yılında Süheyla Dizdaroğlu ile
hayatını birleştirmiştir.

Milletvekillik görevi yanında aynı zamanda Ankara Üniversitesinde İç Hastalıkları bölümünde ‘Karaciğer ve Pankreas hastalıkları’ üzerinde ihtisasını da yaptı.
Milletvekili olması sebebiyle hocaları diğer ihtisas öğrencilerine göre kendisine daha çok yüklenerek daha fazla ders çalışmasını sağladılar. Yani siyasi kimliğinden dolayı kendisine bir iltimas yapmadılar. En zor dersleri ve imtihanları kendisine tatbik ettiler.

O dönem de gündüz Meclis’te görev yapan Dizdaroğlu, diğer geri kalan zamanını tıp yüksek ihtisası için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahiliye Kliniğinde zamanını geçirirdi.

Dr. Vahap Dizdaroğlu için Mardin bir sevda idi ve bu sevda gece gündüz yaşanılması gereken bir deryaydı. Bu sebeple Mardinli hemşerilerine karşı vefa ve sevgi duyguları ile doluydu.
Dr. Vahap Dizdaroğlu’nun meslek yaşantısında tedavi ettiği hastalar ve hasta yakınlarının; hasta ve hastalıklarla ilgili oluşturdukları bir literatürün olduğunu ifade etmek gerekir.
Bunlardan önemli kısımlarını burada zikretmek gerekir.

-Komşuyu Doktor Vahap’a götürdük (kil âta-fiyu kefyediyee) hastalığının tedavisinin mümkün olmadığını ve bu hastanın gidici olduğunu ifade etmesi ile ilgili bir özdeyiş olarak kullanılmıştır.
-Dr. Vahap’a gittim dedi ki; (Kil sabıkk maraz il sikker yilzem itpehriz, il pehriz eyş ve) şeker hastası olmuşsun diyet yapman gerekiyor diyet nedir ki özdeyişi şeklinde kullanılmıştır.
-(Santıt kalbikk mokveyiss il dık) Kalp atışların iyi değil teşhisi ile ilgili kullanılan özdeyiş.
-(Vahap il doktor kállí fír hîcáyír) Böbrek hastasının böbreklerinin rahatlaması için taş düşürmesi gerektiğini ifade edilmektedir.
-(Vahap il doktor Kál míğıhù kil háf) Hastanın akıl hastalığına düçar olmuş manasında kullanılırdı.
-(Kil inhár doktor Vahap le mô-yékil min kuntárít il-askeriye, il asker
mò-yéklùn) Dr. Vahap her gün askerlerin yediği karavanadan yemeden askerler o yemekten yemezdi, özdeyişi ile o dönem de aynı zamanda askeri birliklerinde hekimliğini yapan Dr. Vahap Dizdaroğlu ‘nun bu durumunu ifade etmek için bu özdeyiş kullanılmıştır.

Hayırsever kişiliği ile Ramazan ayında fakir fukaraya yardım eder, evinde yaptırdığı iftar sofralarıyla pek çok hemşerimize kendi evinde iftarlarını yaptırırdı.
Özellikle Ramazan ayı iftar sonrası aşırı yemekten fenalaşan, kalp sıkışması, mide fesadı hatta kalp krizi geçiren çok hasta giderdi kendisine, teşhis ve tedavi önerilerinden sonra “Nefsinize hakim olun, aşırı yemek yemeyin, oruç tutmanın asıl amacını unutmayın, az yiyin” tavsiye ve uyarılarını da yaparak uğurlardı hemşerilerini.

Cuma günü bedava muayene etme geleneğini Mardin’de başlatan ilk hekimdi.
Mütedeyyin kimliği vardı. Meslek yaşantısı süresince yaz aylarında bile tatile gitmez hastaları ve Mardinli hemşerilerinin derdiyle dertlenirdi.
12 Ağustos 2010 da vefa edip ebediyete göç eden Dr. Vahap Dizdaroğlu, ağzından dökülen son kelime “MARDİN” olmuştur. Mekanı cennet olsun, yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyoruz.

2009-2014 Belediye Başkanlığımız Döneminde adının yaşatılması için evinin bulunduğu sokağa Mardin Belediyesi Meclisinin 04/03/2014 Tarih ve 2014/30 sayılı Kararı ile 39. Ünsaldı olan sokağa “Dr. Vahap Dizdaroğlu“ adını verdiysek de maalesef bizden sonraki mülki idari amir ve yerel yöneticilerin bu kararı tatbik etmemesiyle bu arzu gerçekleşmemiştir.
Evinin müzeye dönüştürülüp gelecek kuşaklara ve özelikle Mardin Artuklu üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerine yaşamının bir rol-model olarak anlatılması şehir ve hemşerilerimiz adına önemli bir kazanım olacaktır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku