Dijital Medya Platformu
Banner Before Header

SANATIN TANIMI-II-

0 4.272

İngiliz Ansiklopedisi (British Encyclopedia) sanatı; “kişinin hayal gücünü ve yaratıcılığını kullanarak estetik fikirlerin ifadesi olarak” tanımlar.

Yusuf Metin Yardımcı

 

Ammâr Nekâve

Çeviri: Yusuf Metin YARDIMCI

             Sanatı Deyimsel Olarak Tanımlama

            el-Vasît Sözlüğü’nde (Mu’cemu’l-Vasît); “Sanat (Fen) hususunda sözü edilen anlamlar, deyimsel anlamlarıyla ilgilidir. Bir dereceye kadar da, dilsel anlamlarından sapmaktadır.”

            Sözlüğümüz, sanata üç muhtelif mânâ verir:

            1-Genel anlamı: Sanatın bilimsel teorilerin pratik uygulaması olarak görülmesidir. Bilimin uygulamalı yönü budur.

            Buna “uygulamalı bilim” de denir.

            2-Özel anlamı: Sanatı, bir profesyonel veya zanaatkârın sahip olduğu şahsî bir beceri olarak görmektir.

            Buna “uygulamalı sanatlar” denir.

            Yararlı ve faydalı şeyler sunabilmek için insanın becerisine dayanan el sanatlarını içerir.

            3-Daha özel bir anlam: Sanatı insanlarda zevk, ferah ve neşe duyguları uyandıran estetik bir çalışma olarak görmektir.

            Buna da “güzel sanatlar” denir.

            Güzelliği temsil ve tasvir etmeyi; “her fayda veya menfaatten uzak olan zevk uğruna” amaçlamaktadır.

            İngiliz Ansiklopedisi (British Encyclopedia) sanatı; “kişinin hayal gücünü ve yaratıcılığını kullanarak estetik fikirlerin ifadesi olarak” tanımlar.

            Ona göre sanat; “görsel sanatlara” ayrılmıştır. Bunlar da:

            “Resim, heykel, mimari, grafik sanatları gibi plastik sanatlar, drama, öykü, şiir gibi edebi sanatlar ve müzik, tiyatro ve dans gibi sahne sanatlarını” içerir.

            Güzel Sanatlar Sözlüğü’nde (Kâmûsu’l-Fünûni’l-Cemîle) ise; sanat teriminin; “etrafındaki tartışmalar nedeniyle, belirli bir şekilde tanımlanması zor olan terimlerden biri olduğu” belirtiliyor.

            Sanat kavramının birçok kısmı içerdiği yerde, örneğin “Yemek Pişirme Sanatı” ve “Dilbilimsel Sanatlar” buna dahildir.

            Bu bölümler; görünüşte örtüşür gibi görünüyor ise de, SANAT teriminin çağdaş kullanımı, “her türlü görsel sanatı” da ifade ediyor.

            SANATI TANIMLAMANIN KISA BİR TARİHİ

            Arap Düşüncesinde Sanat

            Müslüman Araplar, FEN sözcüğüne atıfta bulunmak için “Sınâa” terimini kullandılar. Çünkü “el-Vasît Sözlüğü (Mu’cemu’l-Vasît)”nde de ifade edildiği gibi; “الصناعة – es-Sınâa; “bir kişi tarafından mükemmelleşene kadar uygulanan her çeşit  FEN – (فن = sanat) veya HIRFE – (حرفة = zanaat/meslek)” demektir.

            FEN (sanat) ve SINÂA (sanâyi) kelimelerinin; “icat, maharet/beceri, tahsîn (güzel bulma), tezyîn ve sıkı çalışma gibi anlamları paylaştığı” söylenebilir.

            Mûsikî’nin  bir es-Sınâa (burada sanat anlamında)  türü olduğu söyleyenler, buna örnektir. İbn Haldûn müzik hakkında şunu diyor: “Nağmeler sanatıdır. Sesleri vezinli ve bilinen oranlarda kesmek için ‘ölçülü’ şiirler bestelemektir.”

            Araplar, farklı bilim türlerine atıfta bulunmak için; “FÜNÛN” terimini de kullandılar.

            Buna bir örnek; İbn Akîl‘in dört yüz ciltten oluşan (bazı rivâyetlerde 70 cilt veya 200 cüz Y.M.Y.) ve ona “el-Fünûn – الفنون” adını verdiği, kendi zamanında yaygınlık kazanmış pek çok ilim dalından bahseden kitabıdır.

            Yargıç Abde’n-Nebî el-Ahmed Nekrî de, “Câmie’l-Ulûm fi İstilâhâti’l-FÜNÛN” adını verdiği bir kitap yazmıştı.

            Ayrıca Hâci Halîfe, envantere bilimlerin isimlerini, yazarlarını ve onlara ait kitapların adlarını sıralayıp, alfabetik sıraya koyduğu “Keşfu’z-Zünûn  an-Esâmîe’l-Kütub ve’l- FÜNÛN” adlı bir derleme de yazdı.

            Müslüman Araplar için “bilim terimi” ile “sanat (fen) ıstılâhı”nın ne kadar ilişkili olduğunu gösteren daha birçok örnek var.

            BATI DÜŞÜNCE VE FELSEFESİNDE SANAT

            Yunanistan‘da sanat; ister “pratik bir fayda” veya “maslahat” sağlasın, isterse sadece “estetik bir zevk” olsun, “el-fennân (sanatkâr)” ile “sâni’ (yapımcı)” veya “fen (sanat)” ile “el-san’a (zanaat)” arasında ayrım yapılmaksızın, herhangi bir beceriyi içeriyordu.

            Lloyd şöyle diyordu sanat hakkında: “Bir hekim, fennân (sanatkâr), şair, gemi yapımcısı, zanaatkar veya sâni’ (yapımcı) için kullanılan bir ifadedir. Çünkü hepsi bir fayda sağlayıp, hayatı daha iyi hale getirmeye katkıda bulunur.”

            Varşova Üniversitesi‘nden Profesör Tatarkiewicz, “Yunanlıların el sanatlarını güzel sanatlarla karıştırdıklarını, zira bir ressam, illüstratör veya bir modelin yaptığı işin, özünde bir marangozunkinden farklı olmadığına inandıklarını” söylüyor.

            Batı düşüncesinde sanat (fen) kelimesi; “sadece güzel sanatlara değil, çeşitli insan faaliyetlerine ve bilimlerine belirli bir sınırlama getirmeden genellenerek, hepsine ıtlak edilirdi.”

            Sanat (fen) kelimesi aynı zamanda; hangi sektörde (sınâ’ât) kullanılırsa kullanılsın, heykel ve şiir, hepsi birbirine eşittir.

            “Şarkı söyleme” ve “müzik”, “marangozluk” değerindedir.Demircilik ve cerrahi”, dolayısıyla “şiir” diğer sanatlar gibi bir sanattı.

            Ancak Platon (Eflâtûn) gibi; “Sınâi (endüstriyel) Sanatlar” ile “Güzel Sanatlar (el-fünûne’l-Cemîle)” arasında ayırım yapan bazı filozoflar Yunanistan’da ortaya çıktı.

            Platon, “Sanat ve güzellik (estetik) konularını”, teorik olarak kuran ilk filozoftur.

            O, hakiki sanatı (fen); “gündelik fiziksel yaşamdan uzak, dolayısıyla duyuların ve algının etkisinden uzaklaşan bir eser olarak” görür.

            Bu nedenle Müzik’in; “Algılanan (المحسوس = algılanabilir, hissedilebilir) gerçeklikten kopması nedeniyle (fiziksel gerçekliğe olan uzaklığından dolayı), iyiye ve güzelliğe ulaştığını ve ona denge sağlayarak insan ruhu üzerindeki etkisini” gördü.

            Platon; “temsili şiire” de saldırdı. Onu, “noksanlıkları, maddeyi ifade ettiği ve duyusal gerçeklikle ilişkili olduğu için somut olanın naif bir simülasyonu olarak” tanımladı. “Çünkü bu, duyusal araçların varlığı olmadan onu ifade edememenin duyusal gerçekliği ile ilgilidir.”

            Epik, lirik ve öğretici şiire gelince; bunu “samimi bir sanat (fen) türü olarak” görüyor. “Kahramanları medh ederken, iyinin değerlerini aşılayarak, eğitim ve rehberlik sürecine katılarak toplumdaki iyilik ve hak değerlerini ifade ediyor.”

            Platon, “heykel ve resim” yoluyla duyuların aldatılmasını da eleştirerek, buna karşı mücadele etti. “Nihâi hedefi doğru boyutları, oranları ve ideal geometrik proporsiyonu (oranları) korumak olan bir sanat” talep etti.

            Demek istediği şey, “Estetiğin (güzelliğin); düz çizgiler, daireler, cetveller ve zaviyeler (açılar) kullanılarak oluşturulan yüzeyler, genel halkın canlıları tasvir ederek anladığı şey değildir.”

            ERKEN DÖNEM SANATÇILARI

            Bilinen en eski sanat eserleri, M.Ö. 25.000 yılına dayanan kemik ve tahtadan yapılmış heykellerdi. Bunların en ünlüsü, bereket tanrısı olduğuna inanılan yarı çıplak bir kadını tasvir eden Avusturya‘da bulunan Willendorf Venüsü’dür.

            Geyik, at ve bizon boğaları tasvir eden 15.000-20.000 yıl öncesine ait güzel çizimler de bulundu.

            Bu hayvanların “kutsal olduğuna, eski çağlarda insan veya avcıları koruduklarına, onlara avlarını avlamak ve hâkimiyet kazandırmada büyük güç verdiğine” inanıyorlardı.

            Mısırlılar ayrıca; “Mumyaların mezarlarını süslemek için duvar resimleri kullandılar. Ahirette onlara verilmiş nimet sahnelerini tasvir ettiler.”

            Sanatçılar, ölüleri onurlandırdıkları ve kutsadıkları şeyler yaparlardı. Ölülerinin ruhlarına kurbanlar takdim etmek için kaplar oluşturup, hatıralarını yad edebilmek için anıtlar oyup vücûda getirdiler. Tıpkı Güney Amerika’da Nazca sanatkârlarının seramik davullar yapıp, şarkı söyleyip, dans ettiklerinde çaldıkları gibi..

            Roma kenti Pompei’de birkaç duvar resmi (fresk) keşfedildi.

            İlk Mesîhî sanatçılar da; Rab‘le iletişim kurmalarına yardımcı olduğuna inandıkları için Hıristiyan azizlerin, kutsal resimlerini yaptı.

            Eski Roma ve Yunanlılar da insan bedenlerini resmettikleri eserler yaptılar. Sporculardan zarif ve çarpıcı bedenleri nedeniyle önlerinde durdurup, onların nişân bırakan çizgilerini (resimlerini) çizmek istediler.

* * *

 

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku