Dijital Medya Platformu
Banner Before Header

SİYÂHÎLERİN İSLÂM TARİHİNE KATKISI!-7-

0 5.098

SİYÂHÎLERİN İSLÂM TARİHİNE KATKISI!-7-

Yusuf Metin Yardımcı

           el-Muvaffak;  şehirlerinden “el-Muhtâra”yı kuşatma kararı aldı ve önüne “el-Muvafakiyye” adını verdiği bir şehir inşa etti. Oğlu Ebu’l-Abbâs Ahmed‘e (el-Mu’tezid Billâh) Sâhibüzzenc‘in şehrine, erzak ulaştırılmasının önünün kesilmesini emretti. Böylelikle isyancılardan bir grup paniğe kapılarak “emân” dilemek zorunda kaldı.

           el-Muvaffak onları bulundukları yerden çıkararak emniyete aldı. Birçok bağlantıyla birleştirip, birbirine raptetti.

           Bu taktik; İbnü’l Esîr‘e göre, en başarılı planlardan biriydi. Çünkü geride kalan ihtilâlcileri el-Muvaffak‘a katılmaya teşvik eder mahiyetteydi.

           Hicrî 267 (M.880) senesi Zilhicce ayının sonlarında, el-Muvaffak askerlerini toplayıp, halkın da hazırlanmasını emrederek, şehirleri olan Muhtâra‘ya geçmeye karar verdi. Geçişleri sağlayıp, gemileri toparlayarak üzerlerine yürüdü.

           el-Muvaffak, şehrin içindeki en sağlam olan sütûnlarından birine ulaşmayı hedefleyerek, genç kölelerine o köşeye yaklaşmalarını emretti. Savaş âlet ve mancınıklarının ise haddi hesabı yoktu. 

           Böylece yanlarındaki merdivenlerle şehir etrafındaki sûra tırmandılar. Ve el-Muvaffak’ın bayraklarından birini temel direğe diktiler. Zenc yenildi ve yoğun çatışmalardan sonra sûrdaki köşeyi terk etti.

           Muvaffak’ın oğlu Ebû’l-Abbâs Ahmed başka bir bölgeyi daha ele geçirmeyi istiyordu. Derken Alî bin Âbân onunla savaşmaya gitti ve Ebû’l-Abbâs onu da mağlup ederek arkadaşlarından büyük bir kalabalığı öldürdü.

           Uzun süren muharebelerden sonra karanlık çöktüğünde, el-Muvaffak savaşçılarına geri dönmelerini emretti. Ancak şiddetli bir rüzgar adalara doğru eserek, çoğu gemiyi çamura batırdı.

           Bunu fırsat bilen Zenciler onlara saldırıp; bir grubunu öldürüp, bir grubu da esir ettiler. Ansızın gelen bu başarı Muvaffak’ın ordusunu zayıflattı.

           Sonra el-Muvaffak, H. 268 (M.881) yılının Rebîu’lâhir ayına kadar, arkadaşlarını rahatlatmak için savaşmadı. Ardından Zencîlerin şehri olan Muhtâra’ya yöneldi. Komutanlarını şehrin bölgelerine dağıttı. Nekkâb (gedik açıcılar) ve diğer gruplara, şehir sûrunu yıkma buyruğunu verdi.

           Yalnız onlara sadece duvarı yıkmalarını ve şehre girmemelerini emretti. Aynı yıl, Ebû’l-Abbâs Ahmed ibn el-Muvaffak, Zencîlerin ordusuna erzak taşıyan bir grup bedeviyi infaz etti. Ebû’l-Abbâs gösterişli bir kölesini, Zenc’e yiyecek tedarik eden Benû Temîm kabilesinden bir grubun üzerine göndererek, onların bu ikmâl yürüyüşünü de (lojistik destek) kesti.

           Böylece tüm yardım hareketleri ortadan kaldırılınca, kuşatma onları etkileyip, vücutlarını zayıflattı. Muvaffak’a güvenenlerin sayısı da böylelikle arttı.

           Muhtâra’daki zencilerin güçlü ve zayıf, yaşlı ve yaralılarını öğrenebilmek için, genç bir kölesini onların arasına sızdırma planı yaptı. Onu güzelce giydirip, yüklüce miktarda dirhemler vererek, Zencîlerin askerî karargâhına götürülmesini emretti. Efendisinin bu kadar ihsanını gören köle denileni yapmak için harekete geçti.

           Böylece, Zenc‘e karşı başarı kazanılması için hazırlık yapılarak, el-Muvaffak ile oğlu el-Abbâs sırayla Zencîler ile savaştı.

           H. 270 (M.883)yılının Muharrem‘in üçünde, Lü’lü` Gulâm İbn Tolon büyük bir orduyla el-Muvaffak‘a katıldı. O da Lü’lü‘den Sâhibüzzenc ile savaşmaya hazırlanmasını istedi.

           el-Muvaffak ona ve beraberindekilere ikramlarda bulundu. Safer’in ilk günü insanların ihtiyaçlarını temin edip, ikinci günündeyse gidecekleri yere ulaştırması için gemilere binmelerini sağladı.

           el-Muvaffak; aceleci davranarak ordudan önce gelen atlı kölelerinin ve diğer adamların Sâhibüzzenc ve arkadaşlarına hezimetin en beterini yaşattıklarını gördü.

           Onları tam olarak mağlup etmek için düzenli bir şekilde dağıldılar. El-Muvaffak’a tabi olanlar, onlardan her kimi gördülerse, ya öldürüyor,  ya da esir ediyordu.

           O gün Sâhibüzzenc öldürüldü. Lü’lü` Gulâm İbn Tolon’un hizmetkârlarından biri, âsi Sâhibüzzenc  Alî b. Muhammed’in kesik başını, kendisine güvenen komutanların huzurunda el-Muvaffak’a sundu. Yere kapanarak Allâh’a secde ettiler. Ebû’l-Abbâs ile beraber el-Muvaffak’ın mevâlisinin komutanları, ayrıca köleleri şükür edâsıyla tümden secdeye vardılar.

           el-Muvaffak; Sâhibüzzenc‘in başının, ölüm haberinin gerçekliğini bilmeleri için halkın onu görebileceği yüksekçe bir yere dikilmesini, emretti.

           Bundan sonra da, insanların daha güvenli ve dostça yaşayabilmeleri için el-Muvafakiyye şehrini kurdu. İslâm ülkesinin her yerine; Basra, el-Übülle, Dicle bölgesi halkına, Ahvâz halkı ve yöresine, Vâsit halkı ve çevresine memleketlerine dönmeleri çağrısında bulunan yazılı bir emir çıkardı.

           Oğlu Ebû’l-Abbâs‘ı da, insanların görüp ibret alması için Sâhibüzzenc‘in başı ile Medînetü’s-Selâm (barış şehrine, Bağdât)’a gönderdi.

           Kimi târihî rivayetlerde 500.000 zencînin katıldığı bu isyan hareketi; İslâm tarihinin en tahrip edici ve kanlı başkaldırılarından biri olmuştur. On beş yıla yakın süren bu hadise, Sevâd bölgesinde tarımı olumsuz olarak etkilediği gibi, devlet hazinesinin de boşalmasına yol açmıştır.

           Ve “Zenci Devrimi”nin sona ermesinden üç yüzyıl sonra; Siyâhîlerin o dönemde Fatımîler’in veziri olup, Mısır ordusunun komutanı bulunan Selahaddîn el-Eyyûbî (ö. H.589)’nin önderliğinde bulunduğu sıralarda, Zengiler tarafından tehdit edilen Fâtımî devletindeki güçlü nüfûzlarını korumak için çaresiz girişimleriyle karşılaşıyoruz.

           Bu, tarih kitaplarında “Sudan Olayı” olarak bilinen bir teşebbüstür. Ve bu isyan girişimi, Tarihçi Ebû Şâme‘nin (ö. H.665/M.1266) ‘Kitâbe’l-Ravdateyn‘deki anlatımına göre; Haçlılarla gizli işbirliği içinde olup Fâtımîler’in sarayını kontrol eden “Halifeliğin Mü’temini (güvenileni, bekçisi)” denilen bir hadım/haremağası tarafından yönetilmiştir.

           Ebû Şâme‘ye göre olayın özeti şöyledir:

           “Bu ‘Halifeliğin Mü’temini’ olan siyâhî haremağası, Selâhaddîn Eyyûbî’nin Fatımî devletini ortadan kaldıracağını hissedince, o ve etrafında toplanan kişiler Franklara mektup yazıp, Selâhaddîn’in tutuklamasını istediler.

           Bunu duyan Selâhaddîn harekete geçerek, bu adamın kellesini aldı. Sûdânîler hadımağası öldürülünce, isyan edip elli bini aşkın insan toplanıp saldırıya geçti. Bir vezire saldırarak, onu öldürdüler… Ardından Selâhaddîn‘in yanındakiler intikam için harekete geçti…

           Kassarîn’de kıran kırana bir savaş başlayarak, kötülük iki gün sürdü. Ardından savaş, o sıralarda bilinen üç grubuyla Sudanlılar için ezici bir yenilgiyle sonuçlandı.”

           Makrîzî (ö. H.845)’nin ‘el-Mevâız Ve’l-İ’tibâr’ isimli kitabında belirttiği bu üç grup şunlardır:

           1) el-Ferhiyya,

           2) el-Huseyniyye,

           3) el-Meymûniyye.

 

 

Yorumlar

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku